İlker AktürkSosyal Hizmet Uzmanı
← Tüm yazılar

6 Kasım 2026

Kumar Oynama Davranışını Ne Sürdürür?

Bir kişi düşünün. İlk kez kumar oynadığı akşam içinde tatlı bir heyecan var. Aylar sonra, aynı saatte yine telefona uzanıyor. Bu kez aradığı şey heyecan değil. Gün boyu biriken sıkıntının birkaç dakikalığına susmasını istiyor. Dışarıdan bakınca davranış hiç değişmemiş gibi görünür. Ekran da saat de aynıdır. Peki kumar oynama davranışını ayakta tutan şey de aynı mı kalıyor? Bu yazıda özetlediğim çalışma bu soruya yakından bakıyor.

Çalışmayı Hakan Karaman ve Ömer Miraç Yaman'la birlikte yazdık. Makale 2024'te Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi'nde (26. cilt, 1. sayı, s. 251-274) yayımlandı. İlk yazarı benim. Bu yüzden bulguları yayımlanmış özetteki hâliyle aktarıyorum. Yorumumu da ayrı bir yerde, yorum olduğunu söyleyerek yazıyorum. Çalışma, kumarın araştırmalarda madde ve alkole göre daha az ele alındığını, ama kişiler üzerinde benzer etkiler gösterebildiğini hatırlatarak başlıyor. Psikolojik, biyolojik ve sosyal birçok etken bu davranışın bağımlılığa dönüşmesine aracılık edebiliyor. Aynı etkenler kişinin kumarı sorunlarına karşı bir çözüm yolu gibi görmesine de yol açabiliyor.

Çalışmanın merkezinde iki kavram duruyor. İlki yaşantısal kaçınma. Hayes, Wilson ve Gifford (1996) birçok psikolojik güçlüğün duygulardan, düşüncelerden, anılardan ve öteki iç yaşantılardan kaçma ve onlardan uzak durma çabası olarak okunabileceğini öne sürdü. Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) modelinde yaşantısal kaçınma, psikolojik katılığı oluşturan altı süreçten biri olarak geçer (Hayes ve ark., 2006). İkinci kavram pekiştirme. Skinner (1953) pekiştireçleri iki türe ayırır. Bazı pekiştireçler duruma bir şey ekler ve bunlara pozitif pekiştireç denir. Bazıları ise durumdan hoş olmayan bir şeyi çıkarır ve bunlara negatif pekiştireç denir. Adından da anlaşılacağı gibi ikisi de davranışı pekiştirir. Kabaca söylersem, birincisinde davranış bir şey getirir, ikincisinde bir şeyi götürür.

Yönteme bakalım. Çalışma nitel bir desenle yürütüldü. En az bir kez kumar oynamış 13 katılımcıyla derinlemesine görüşmeler yapıldı. Görüşme verileri betimsel analizle incelendi. Amaç bir şeyi ölçmek değil, yaşantısal kaçınma ve pozitif pekiştirme süreçlerinin kumar oynama davranışı üzerindeki etkisini anlamak ve betimlemekti. Dolayısıyla bu çalışma, kumar oynayanların yüzde kaçında bir şeyin görüldüğünü söylemiyor. Katılımcıların anlatımından yola çıkarak bir sürecin nasıl işleyebileceğini tarif ediyor.

Veriler iki tema altında toplandı. Birinci tema, yaşantısal kaçınmanın bir aracı olarak kumar oynama davranışı. İkinci tema, kumar oynamayı sürdürmede pozitif pekiştireçler. Bulgular üç noktada özetlenebilir. Kumarın ilk zamanlarında pozitif pekiştireçler kişinin davranışı üzerinde etkili görünüyor. Davranış süreklilik kazandıkça pozitif pekiştireçler yerini negatif pekiştireçlere bırakıyor. Pekiştireçler ayrıca kişi olumsuz bir duygu durumundayken kaçınma davranışıyla kumara yönelmesinde etkili oluyor. Başka bir deyişle, başta bir şey getiren davranış zamanla bir şeyi götüren davranışa dönüşebiliyor.

Sınırlılıklar ve benim yorumum

Önce sınırlılıklar. Bulgular 13 kişinin anlatımına dayanıyor. Bu yüzden onları bütün kumar oynayanlar için geçerli bir kural gibi değil, bir sürecin ayrıntılı bir tarifi gibi okumak gerekiyor. Katılım ölçütü de geniş tutuldu. Katılımcıların en az bir kez kumar oynamış olması yeterliydi. Özette katılımcıların oynama sıklığına ya da yaşadıkları sorunun şiddetine göre bir ayrım görünmüyor. Kumarın ilk zamanlarına dair bilgiler de katılımcıların bugünden geriye dönük anlatımından geliyor. Pozitiften negatife geçişi aynı kişileri zaman içinde izleyerek görmek, bu tarifi sınamanın bir yolu olabilir. Kumar yazınındaki bir model de aynı dikkate çağırıyor. Blaszczynski ve Nower (2002), davranışı üzerindeki kontrolü bozulmuş kişilerin tek tip bir grup olmadığını öne sürer ve üç alt grup tanımlar. Bunlar davranışsal olarak koşullanmış, duygusal açıdan kırılgan ve antisosyal-dürtüsel gruplardır. Bu üçlü ayrım sonraki bir çalışmada aynı biçimde çıkmadı. Álvarez-Moya ve arkadaşları (2010) en az dört alt tip tanımladı. Grupların sayısı tartışmalı, ama iki çalışma da kumar oynayanları tek tip bir grup olarak görmüyor. Bizim çalışmamızdaki olumsuz duygudan kaçış örüntüsü de herkesin hikâyesi olmayabilir.

Şimdi kendi yorumuma geçiyorum. Buradan sonrası çalışmanın bulgusu değil. Bu bulguyu bir kapıyla düşünebiliriz. Başta kapı bir şeye doğru açılır. Kişi hoşuna giden bir şeye doğru yürür. Zamanla aynı kapı bir çıkışa döner. Kişi artık bir şeye gitmek için değil, bir şeyden uzaklaşmak için oradan geçer. Kapı da davranış da aynıdır. Değişen, kapının neye açıldığıdır.

İşlevsel bağlamsalcı bakış tam da bu ayrımla ilgilenir. Soru davranışın neye benzediği değil, kişiye ne kazandırdığı ve onu neyden kaçırdığıdır. Bu açıdan bakınca bir danışmanlık görüşmesinde kişinin ne kadar oynadığını sormak yetmeyebilir. Oynamadan hemen önce içinde ne olduğunu sormak da gerekebilir. Kumar çoğunlukla bir sıkıntıyı susturmak için oynanıyorsa, yalnızca davranışı durdurmaya odaklanmak o sıkıntıyı ortada bırakabilir. ACT burada kaçınmanın karşısına kabulü ve değerleri koyar. Sıkıntıyı susturmaya çalışmak yerine ona yer açmayı, kişinin önemsediği yöne küçük adımlar atmayı önerir. Bu bir reçete değil. Davranışın işlevi her kişide ayrı ayrı konuşulmalı.

Kumarla ilgili bir derdi olan biri için buradan küçük bir adım çıkarılabilir. Bir dahaki oynama isteğinde oynamadan önce bir dakika durabilir ve o anda içinizde ne olduğuna bakabilirsiniz. Sıkıntı mı, yorgunluk mu, bir kaygı mı? Ona bir ad verebilirsiniz. Bu bir dakika isteği ortadan kaldırmaz. Ama davranışın neye hizmet ettiğini görünür kılabilir. Görünür olan bir işlevle çalışmak bence daha kolay. Kumar hayatınızda ciddi bir yer kaplıyorsa bunu yalnız taşımak zorunda değilsiniz. Bir uzmanla konuşmak iyi bir başlangıç olabilir.

Bu çalışmadan çıkardığım ders sade. Bir davranışı başta sürdüren şey ile bugün sürdüren şey aynı olmayabilir. Bunu görmek suçlamadan bakmayı da kolaylaştırır. Mesele irade değil, davranışın zaman içinde üstlendiği işlev. Makalenin tamamına DOI bağlantısından, diğer araştırma özetlerine araştırma sayfasından ulaşabilirsiniz. Peki sizin hayatınızda başta bir şeye doğru açılan, sonra bir çıkışa dönüşen bir kapı var mı?